Edebiyat ve mûsikîye, kültürümüze gönül vermiş değerli dostlarımız!
Çok yakında asırlarca el ele, gönül gönüle kültürümüze hizmet etmiş bu iki sanat dalını ihtivâ eden, bunların yanı sıra târihten felsefeye, dile kadar bütün kültür unsurlarını içine alan yepyeni bir dergiyle karşınızda olacağız. Edebiyat, mûsikî vb. alanlarda –eski, yeni- emek verenler, onların ürettikleri eserler ve fikirleri bize yol gösterecek, bizi yeni ufuklara yönlendirecek.
Bu her biri ayrı bir kıymet taşıyan bilgilerin gönül gözümüzü açması, yüreklerimizdeki pası silmesi, bakış açımızı geliştirmesi ve hayâtımızı renklendirmesi dileğiyle…

Dr. Fahrünnisa BİLECİK
 
Eğer bir ülkede kültür hayâtı devam ediyorsa o kültürün bir dergisi veya dergilerinin olması lâzım. Doğrusu, son zamanlarda Türk Müziği ile ilgili dergi var demek, pek mümkün değil. Bir zamanlar çıkan Mûsikî Mecmuası’nın çok uzun bir yayın hayâtı olmuştur. Bundan başka Nota Dergisi gibi yayınlar da vardı. Onlar nispeten daha ciddî ölçekli dergilerdi. Fakat ciddî olmayan, popüler müziği ve müzisyenlerini, onların hayatlarını anlatan Radyo Haftası, Ses Dergisi gibi dergiler de yayımlanmıştı. Doğrusu şu sıradaki algıma göre Kadem Dergisi’nin ciddî bir çalışma olduğu anlaşılıyor. Hiç şüphesiz böyle bir dergi birçok yönden faydalı olacaktır. Gerçekten Türkiye’nin böylesine bir dergiye ihtiyâcı var. Ama bir takım şeyler geliyor insanın aklına. Türkiye’de derginin yaşaması nelere bağlı? Tabiî ki alanlara ve dağıtılmasına, okuyuculara ulaştırılmasına. Dağıtımla alâkalı problemlerin olduğu yayıncıların hep söylediği şeyler. Ben bu problemlerin de üstesinden gelinebileceğine inanıyorum. Ondan daha mühimi, yazarların ve yazıların seçimidir. Geçmişte Mûsikî Mecmuası’nın lokomotifi Hüseyin Sadeddin Arel var mesela. Öyle bir kaynak ki yazıyor, yeni düşünceleri ve fikirleri var, bunların yayılmasını istiyor. Öyle bir kaynak ya da kaynaklar daha sonra çok fazla gelmemiş ki buna benzer yayınlar olmamış. Belki bu derginin yayımlanması buna benzer duyguları, fikirleri olan kişilerin bunları dile getirmesine yarayacak. O nedenle bu oluşumun çok faydalı olacağına inanıyorum.

Edebiyatla beraber olmasının da Türk Müziği açısından büyük faydası var. Çünkü Türk Müziği’nin % 90’ı belki de daha fazlası ya da azı, Türkçe olan sözlü müziktir. Aslına bakılacak olursa klasik müziğimizin eserleri sözlü müzik üslûbunda yazılmıştır. Yâni edebiyatla Türk Müziği’nin ilgisi oldukça kuvvetlidir. Yinelemekte fayda görüyorum, bu iki alanın beraber kullanılmasında büyük yarar vardır.
Herhangi bir sanatın hayâtı devam ederken, bir yandan da o sanatı yapanların olması tabiîdir. Müzik için besteciler vardır. Dinleyiciler vardır. Arada bir de icrâcılar vardır. Şimdi maalesef başka şeyler ön plana geçti. Bir de aracılar vardır. Yâni besteci bestesini yapacak, icrâcı icrâsını. Ama dinleyiciye ulaşmadan önce ya bir CD çıkartacak, ya da bir televizyon kanalı bu çalışmayı yayınlayacak. Ya da bir radyo… Televizyonlar ve radyolar çok popüler oldu. Cd’lerin durumu da mâlum. MP3’ler, korsanlar… Bu alanlarda müziğin yaşadığını görmek zor. O bakımdan müziği çok seven insanların bu dergiyi okuma ihtiyaçları olacaktır. Dinleyemese de o konuda yazılan yazıları görecekler. Belki de derginin içinde notalar çıkacaktır. O notaları tâkip etmek isteyeceklerdir. Çünkü muntazam ve çok iyi denebilecek nota yayıncılığı da var denemez. Bir yandan Klasik Türk Müziği’nin devâmıyla ilgili çalışmalar olurken, bir yandan da ileriye dönük bir takım hamleler yapılacaktır. Olursa ne mutlu…
Türkiye’de biraz evvel söylediğim besteci, icrâcı, aracı ve dinleyiciden başka belki de daha mühim bir unsur var ki, Türk Müziği’nde maalesef o unsurdan çok fazla bulunmuyor. Eleştirmen… Yâni tenkit yok. Onun olması da mühim şey. Eleştirmen olmak da çok zor, çünkü müzik konusunda eleştiri yapabilmek için o müziğin güzelliğinin ya da kültürünün estetik boyutlarının nelere bağlı olduğunun çok iyi ortaya konulmuş olması lâzım. Eskiden müzik konusunda gazetelerde, dergilerde taraflı yazılar çıkardı. Türkiye’de müzik adına tarafsız ve yapıcı eliştiri yapan pek kimse yoktur. Diyelim ki ben bir eleştirmenim. İşte öyle bir topluluk var, beğenmemişsem onu yazmıyorum. Genelde övücü yazılar oluyor veyâhut kötüleyen varsa da ipin ucunu kaçırıyor. Önemli olan bu derginin bu sahaya da hizmet etmesi, eleştirmenler keşfetmesi, objektif bir bakış açısıyla bu durumu devam ettirmesidir.

Prof. Mutlu TORUN
 

Bu tür edebiyat ve özellikle de branşlaşmış mûsikî dergileri maalesef bizim kültür hayâtımızda uzun soluklu değil. Geçen zaman içerisinde ömürleri neredeyse bir soluk alıp vermek kadar kısa. Dolayısıyla idealizm ile yola çıkmak ne kadar güzelse o ideali aynı çizgi ve kalitede devam ettirmek de o denli önem arz etmektedir. Bu sebeple başta dergi ekibinin, hocalarımızın, dostlarımızın, akademisyenlerin, bütün sanat branşlarında çalışan câmianın, kültürün her alanına hizmet eden dostların o heyecânı hissetmesi gerekir. Toplum hayâtı açısından bu duruma sâhip çıkılması kültürel bir sorumluluk ve aslına bakılacak olursa bir zorunluluktur. Uzun soluklu bir zemine dayandırıldığına inandığımız Kadem Mûsikî ve Edebiyat Dergisi’nin kültür hayâtımıza hayırlı olmasını diler, ne tam bir akademik çizgi ne de fazla magazinel bir seviyeye başvurmayacağına inandığımız derginin, okuyucuların zihninde “Ben burada neler yapabilirim?” fikrini akıllarına getirebilecek bir etki yaratmasını umarım.

Dr. Murat Sâlim TOKAÇ

Derginin adı, Kadem’miş… Kadem kelimesinin mânâsı “adım, uğur” demekmiş… Dergi’nin ilgilendiği alanlar ise Mûsikî ve Edebiyat’mış… Uğurlu bir adıma ihtiyâcı olan kültürümüzün iki öksüz evlâdı gibi onlar. Modernleşen Türkiye’de ihtiyar gibi görünen, fakat içlerindeki bitmek bilmez cevherle zamanı aşan iki cengâver gibi onlar. Ve onlar bundan böyle seslerini duyuracak yeni bir meydan buluyorlar. “Kadem Mûsikî ve Edebiyat Dergisi” tüm Türkiye’ye kadem getirsin…

Yüce GÜMÜŞ

Dil, edebiyat, din, mûsikî, târih ve sanat… Bir milleti ayakta tutan yapı taşları… Bütün bunlardan mahrum bir toplum, geçmişin sarı sayfalarına gömülmeye mahkûm…
Her geçen gün millî ve mânevî değerlerimizin azaldığı, yıpratıldığı, yozlaştırıldığı hatta yok edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir zamanda bizlerle, sizlerle buluşacak olan “KADEM Mûsikî ve Edebiyat Dergisi”nin, kültürümüzün her sahasında yürek yanığı olan insanlara bir umut ışığı olacağı inancındayım.
Allah, bu yolda hizmet ve gayret kemerini kuşanan bütün dostların yardımcısı olsun. Dergimiz, derginiz kademli, uğurlu olsun inşaallah…

Dr. Nevnihal BAYAR